Otomobil'i aslında taşıyan, tüm işlevsel yetersizliğine karşın var eden, medya kaynaklı bir anlatı olabilir veya modernizm diye adlandırılan sürece en uygun taşıt aracıydı ve tüm insanlık onu kucaklamıştı... Bireyciydi; bireye yönelikti , teknolojikti... İkinci Dünya Savaşı öncesi Amerika'da gökdelenler yükselmeye başladığında, mahaller bildiğimiz anlamlarıyla yok olmaya başladığında, devasa binaların gölgesinde ezilerek yürümek zorlaştığında otomobilinizin içi size ait güvenli bir korunak halini almıştır... Öte yandan şehirlerdeki devasalaşmaya karşın hız da sizin ihtiyacınız durumundadır... Bu çerçevede otomobil araç olarak mantıklı olabilir, ama ilk söylediğim "medyanın otomobili tanımlayışı" düşüncesi; otomobil reklamlarından otomobili aramaya kalktığımızda böylesine rasyonel bir araç mı buluyoruz?

Yirminci yüzyılın başlarından beri otomobil reklamları var olmaktadır... Amerika'da 1920'lere kadar olan ilanlar genelde tam sayfa yazılar şeklinde olmuştur. İnsanlara neden otomobil almaları gerektiği ve aldıktan sonra na'apmaları gerektiğini anlatmaları kolay olmamıştır...Aynı dönemlerde Avrupa'daki reklamlar ise süslü süslü otomobilin modernliğini ve kullanışlılığını çizmektedir... Önde mutlu modern bir çift otomobilleriyle gezmektelerdir; arka fonda ise attan düşen insanlar veya huysuz atları hareket etmek istemedikleri için yola çıkamayan insanlar bulunmaktadır... Oysa Oruç Auroba'nın bir makalesinden alıntı yaparsak; "Otomobilin ilk yıllarında kullanmasını-daha önemlisi, durmasını- bilmeyen sürücüler duvarlara , insanlara ve birbirlerine geçirmeye başladılar... İngiltere'de ilginç bir kural kondu: her otomobilin şu kadar önünde eli bayraklı bir adam yürüyecekti ve otomobilin yolu üzerindekileri uyaracaktı..."

1930lara gelindiğinde artık insanlar otomobili kullanmayı becerebilmeye başlamışlardı ve elde vurgusu en çok yapılan nesne hız olarak kalmıştı...Tüm ulusların hızlı bir yapılanmaya, rekabete girdikleri bu yıllarda otomobil yarışları tüm Avrupa'nın ilgi odağı olmuştu...Yarış pistleri sanki ulusların en iyi savaşçılarını dövüştürdükleri arenalardı... Otomobil reklamlarına da hız ve yarış girmişti; buna ek olarak stil/dizayn da önemliydi... Bugatti'nin hızla giden otomobili Artdeco bir sanat eseri gibi durmakta ve kullanıcısı da bir kadın olmaktadır... 1930'da Mercedes'in direksiyonu başında da eşarbı hızdan havalanmış bir kadın oturmaktadır. Otomobil erkeği mi çağırmaktadır?...

İkinci dünya savaşının yıkımı sonrasında Amerikan halkına söz verilen "iki anahtar" reklamlarında belirleyici olmuştur... Reklamlarda hızın yerini düzenli ideal modern yaşam imgeleri almış, kadın yan koltuğa oturmuştur kocasının kullandığı station wagonda... Aile ve düzen otomobili yeniden bu düzenli ideal dünyanın gerekli ve şart objesi gibi gösterirken Cadillac gibi daha üst sınıfa hitap eden otomobiller pahalı otellerin önlerinde ihtişamla içiçe bir sosyal sınıf sembolü olmaya başlamışlardır.